18 Ağustos 2014 Pazartesi

Kaplumbağalar - Fakir Baykurt

Kaplumbağalar
Fakir Baykurt
Literatür Yayınları
363 Sayfa
Puanım:★★★
___________________________________________________________________________

 Oturup yazdım.  Kaplumbağalar odur onlarındır.
   Acı, buruk bir roman oldu. Onu kentlerde, kasabalarda oturup günlük işleriyle uğraşan okuryazarlarımız, yumrukçu, ya da nemegerekçi aydınlarımız okuyacaklar. Belki kapılacaklar, belki sıkılacaklar, bilmiyorum. Ama ben romanımı 
asıl o akşam anamın geniş odasında bağdaş kurup beni dinleyen komşularımın, dört mevsimi karanlık, bütün ömrü kömür olan köylülerimin okumalarını, severlerse onların sevmelerini, ıslıklarsa onların ıslıklamalarını isterdim. Yurdumun bir yazarı olarak beni en çok bu sevindirirdi. 
Belki bir gün o da olur. Düşünüyorum, mutlaka olur. 
Gün doğmadan neler, ne tosun kızlar, oğlanlar doğar!                                                               
___________________________________________________________________________    
    Bu topraklardan, buram buram Anadolu kokan kitap okumayı özlemişim. Bizden hikayeler okumayı, sokağa çıksam sanki karşımda beliriverecekmiş gibi gelen karakterler ile bezenmiş kitapları seviyorum. Ve doğal olarak bu özelliklerin hepsine sahip olan bu kitabı ben çok sevdim.

   Bütün özellikleriyle tam bir köy romanı. İç Anadolu'nun kıraç bozkırlarındaki sahipsiz bırakılmış küçük bir köy olan Tozak'ta geçiyor olaylar. Köy Ankara'nın yanı başında olmasına rağmen adeta unutulmuş. Ne suyu var ne de güzel bir yolu. Ağacı, bağı, bostanı bile yok. Köylüler ancak dize kadar yetişen buğdaylarla geçinmeye çalışıyorlar. Bazen evlerde pişen tek yemek bulgur oluyor. Köyün bir de akıllı delisi var: Kır Abbas. Huysuz ve inat bir yaşlı ama hiç kimseden korkusu yok. Mert ve sağlam duruşundan hiç ödün vermiyor. Köyün bir okulu hatta ve hatta öğretmeni yok. Köylü çocukların eğitimlerini köy ahalisinden Eğitmen Rıza veriyor. Bir gün Eğitmen Rıza'nın aklına parlak bir fikir geliyor. Kasabada eğitmen olmak için aldığı eğitimlerde öğrendiği bağcılığı, bu ağaçsız ve kıraç köye uygulamaya çalışıyor. Bin bir emek ve gayretle bağ dikiliyor. İşte köylünün başına ne geliyorsa bundan sonra geliyor. Köye gelen memurlar, köyün  fakir ama mutlu yaşantısına çomak sokuyorlar. Köylülerin bürokrasi ile amansız ve bir o kadar da çaresiz savaşı başlıyor.

    Kitabın en temel özelliği gerçekçilik. Köylünün yaşam mücadelesi alabildiğine doğal olarak anlatılmış. Süsleme veya özendirme asla ve asla yok. Köylülerin arasındaki konuşmalar tamamen köylü ağzı ve yerel kelimelerle yazılmış. Bütün diyaloglar gerçekçi ki hatta köye gelen devlet memurlarının konuşmalarında bile en ufak sırıtma yok. Fakir Baykurt, okuyucuyu sanki o köye götürüyor, köyün insanlarıyla tanıştırıyor. Kendimi köye misafir olmuş, onlarla birlikte bütün bu olayları yaşamış ve İç Anadolu'nun bildiğim o yazınki dik sıcağını hissetmiş gibiydim. Köylü hep cahil kalmış, ''Hökümetimiz en iyisini bilir'' demiş. Hayata tamamen teslimiyetçi bakmış. Bürokrasinin önünde boynu hep kıldan ince kalmış. Günümüze gelirsek aslında değişen bir şey olmadığını görüyorum. Köylüler: ''İstanbul'un taşı toprağı altın demiş'' gelmiş, büyük şehirlere yerleşmişler. Köylülük bitmiş, aradan kuşaklar gelmiş geçmiş; ama değişen bir şey yok. Ne yazık ki toplumumuzda cehalet daha hâlâ en büyük sorun. Her olaya teslimiyetçi bakıyoruz. Bilmiyorum sorun kafalarda mı yoksa eğitim sisteminde mi; ancak bir sorunun olduğu su götürmez bir gerçek. İşte böyle; yurdun hamurunu, toprağını, insanını, köylüsünü, şehirlisini çok iyi tanıyan Fakir Baykurt yazmış ta yazmış. Bana göre bir köy destanı ortaya çıkarmış. Aslında ne kadar da değerli yazarları var bu toprakların; ama popüler kültürün etkisinde kalanlar bilmiyor, keşfedemiyor. Fakir Baykurt ile bu kadar geç tanıştığım için de kendime çok ama çok kızdım.

    Bir paragrafta bana göre romanın en sağlam karakteri Kır Abbas'a ayırmak istiyorum. Tozak Köyü'nün asi, inat, deli ama bir o kadarda akıllı kişisi o. Aynı zamanda komik. Özellikle karısı Cennet Kadın ile olan konuşmaları evlere şenlik. Köylülerle ve köye gelen memurlarla olan konuşmalarından ne denli büyük fikir sahibi olduğunu gösteriyor. Köyün aydını, köyün nefesi, köyün aklı Kır Abbas. Her köye, her yere böyle insanlar lazım. Haksızlığa dur diyen, insanları uyandıran biri lazım. Ha bir de kitaba ismini veren kaplumbağalar var. Tozak Kırı'nın gerçek sahipleri, usanmadan yılmadan yaşayan, uzun ömrün sembolü kaplumbağalar. Esen kalın, bir başka kitapta daha görüşmek üzere. :)
Altını Çizdiklerim
  • Ne yaşam var kentlerde? Varsa size var! Ne geçiyor eline bizden oraya gidenlerin? ne olabiliyorlar? Kapıcı, çöpçü, hizmetçi! İstanbul, Ankara'daki avratların sidikli donunu paklayıp apartman yapılarını, garajları, caddeleri bekliyorlar. Sırtlarıyla taş çekip apartman yapıyorlar. Ama içine girip oturamıyorlar. Bekledikleri dükkanların hiçbiri kendilerinin değil. Pakladıkları donlar, bulaşıklar başkasının! Biz dünyaya çöpçü, hizmetçi olmaya mı geldik Emin Bey'im? Burda acımdan ölürüm, gitmem o domuz kentlere ki çöpçü olayım! Diyorsun ki taş devrinden kalma yemekler, tunç devrinden kalma fitilli lambalar, kağnı, karabasan, tuluk... Senin bir şeyden haberin yok ki Emin Bey'im! Yazıyorsun iki çizik, alıyorsun bin iki, bin! Bizim bu kurak topraklarda yediğimiz yemekleri bulamayanlar da var! 
  • Yook, dedi Hamdi Bey. Milleti tenzih ederim! Ölmemiştir, hem de ölmeyecektir! Şu yaz gelince damların üstünde, yıldızların altında yatanlar öyle bin canlı ki, kimse bunu bilmiyor. Bu gelinler, bu çilekeş analar, her kıtlıktan, savaştan, askerlikten sonra milleti yeni baştan fışkırtıyorlar! Çok mutlu bize ki ayrık otu gibiyiz, eşekler kemirdikçe yeniden bitiyoruz. Neden? Hep bu insanların gücünden, onların canlı suyundan! 
Fakir Baykurt

Asıl adı Tahir olan Fakir Baykurt 1929 yılında Burdur’da doğdu. 1948’de Gönen Köy Enstitüsü’nü bitirdikten sonra köy öğretmeni olarak çalışan yazar, 1955’te Gazi Eğitim Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra Sivas, Hafik ve Şavşat’ta Türkçe öğretmenliği yaptı. Demokrat Parti yönetimi tarafından öğretmenlikten alınarak pasif bir göreve getirildi. 1958’de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan ilk romanı Yılanların Öcü nedeniyle hakkında kovuşturma açıldı. 1960 yılındaki askeri müdahalenin ardından ilköğretim müfettişliğine getirildi. 1962-63 yıllarında ABD Bloomington Indiana Üniversitesi’nde ders araçları konusunda uzmanlık eğitimi gören Baykurt, Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın (TÖS) ve Türkiye Öğretmenler Dernekleri Milli Federasyonu’nun (TÖDMF) genel başkanlığına seçildi. 1969 yılında Türkiye çapındaki ilk öğretmenler boykotuna katıldığı için bir kez daha açığa alındı ve 12 Mart 1971’deki askeri darbeden sonra uzun süre tutuklu kaldı. 

Edebiyata şiirle adım atan Fakir Baykurt, yazın hayatını toplumcu gerçekçi bir yaklaşımla yazdığı kısa öyküler ve köy notlarıyla sürdürdü. Yeditepe, Varlık, Cumhuriyet, Evrensel ve Yön gibi dergi ve gazetelerde çeşitli yazıları çıkan Baykurt, 1955’te öykülerini derlediği ilk kitabı Çilli’yi yayımladı. Bunu, köy yaşamını, köylünün arzularını, sıkıntılarını ve çelişkilerini dile getirdiği hikâye kitapları ve romanları izledi. 
Yalın, şiirsel bir dil kullanan yazar, eserlerinde halka mal olmuş deyişlere ve deyimlere de sıklıkla yer vermiştir. Tırpan ile 1970 TRT ve 1971 TDK ödüllerini, Can Parası (1973) ile Sait Faik Hikâye Armağanı’nı, Kara Ahmet Destanı’yla Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazanan yazarın Yılanların Öcü adlı yapıtı 1961’de Metin Erksan, 1985’te Şerif Gören tarafından filme çekildi.
11 Ekim 1999’da Almanya’nın Essen kentinde vefat eden Fakir Baykurt’un cenazesi, 1977’den beri yaşadığı Duisburg’da düzenlenen bir törenden sonra İstanbul’a getirilerek Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Fakir Baykurt’un Yılanların Öcü (1958), Irazca’nın Dirliği (1961), Onuncu Köy (1961), Kamlumbağalar (1967), Amerikan Sargısı (1967), Tırpan (1970), Köygöçüren (1973), Keklik (1975), Kara Ahmet Destanı (1977), Yayla (1977), Yüksek Fırınlar (1983), Koca Ren (1986), Yarım Ekmek (1998), Eşekli Kütüphaneci (2000) adlı romanları yanında, onlarca hikâye, şiir ve çocuk kitapları yayımlanmıştır. Kitapları çeşitli dillere çevrilmiş, Türkiye’de ve çevrildiği ülkelerde birçok ödül almıştır.

14 yorum:

  1. Çok güzel bir paylaşım olmuş,emeğinize sağlık,içimi ısıtacak bir kitap,alınmalı okunmalı ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum güzel yorumlarınız için. :) Kesinlikle öyle, insanı etkileyen samimi bir kitap.

      Sil
  2. Köy gerçekliğini bize köyden doğru anlatan, biçemiyle, yaşamıyla güzel insandır Fakir'imiz.
    Kaplumbağalar'ı geçen yıl Tunç Okan "Umut Üzümleri" adıyla sinemaya uyarladı. Onu da öneririm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız. Köy gerçeğini bu denli güçlü anlatmasının nedeni kendisinin bizzat köy ortamında yetişmesi bence de. Diğer eserlerini de inşallah en kısa sürede okuyacağım. Filmden haberim yoktu, öğrenmem çok iyi oldu. Çok teşekkür ederim. :)

      Sil
  3. Benim de okunacaklar listemde var bu kitap. Okuyacağım ilk Fakir Baykurt kitabı olacak. Yorumunuzu okuyunca doğru seçim yaptığımı düşündüm.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de kaplumbağalar ilki ve son olmayacak inşallah. Bence de çok doğru bir seçim. :) Ertelemeden okuyun, gerçekten bizden samimi bir hikaye. :)

      Sil
  4. En kısa zamanda okumayı düşündüğüm kitap. Kemal Tahir gibi Fakir Baykurt'ta köy yaşamını güzel anlatıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fakir Baykurt'un başka kitaplarını da okuyacağım inşallah. :) Gerçekten doğal bir köy yaşamı anlatıyor. Kemal Tahir'i ben de merak ediyorum. En kısa zamanda okumak nasip olur.

      Sil
    2. Fakir Baykur'un "Onuncu Köy" ve "Tırpan" adlı eserleri de okumuş olduğu bu kitap kadar önemliymiş.

      Sil
    3. Meşhur Yılanların Öcü'nü de merak ediyorum. Bu iki kitap da listemde :)

      Sil
  5. Bayılırım Fakir Baykurt'a. Tırpan mutlaka okunmalı 👍

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tırpan ve Yılanların Öcü okumak istediğim Fakir Baykurt kitaplarıydı. Tırpan'ı bir adım öne çekebilirim. :)

      Sil
  6. Harika bir yorum. Çok merak ettim kitabı.
    Selamlar...

    YanıtlaSil
  7. Selamlar...
    Çok teşekkür ediyorum. :) En kısa zamanda okuyun. :)

    YanıtlaSil

...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...