3 Ağustos 2014 Pazar

Bir İdam Mahkûmunun Son Günü - Victor Hugo

Bir İdam Mahkumunun Son günü
Victor Hugo
İş Bankası Kültür Yayınları
Çeviren: Volkan Yalçıntoklu
77 Sayfa
Puanım:★★★

   Kitabı okumadan önce sayfa sayısına bakarsın, dersin ki ''Kısaymış ya hemen bitiririm.'' Ve neyle karşılaşacağını kestirmeden okumaya başlarsın ama dikkat etmelisin; çünkü o kitap eğer Victor Hugo'nun kaleminden çıkmışsa seni o kısacık kitabın içine  adeta hapseder, edebiyatın en zengin biçimi ile karşılar okuru. Ölüme mahkum olmuş bir bedenin korkunç trajedisini okurken de ölüm ve hayat arasındaki o ince çizgiyi sorgulatır okuyucuya.  

Giyotin Mekanizması
    Adı sanı, hatta tam olarak niçin ölüm cezasına çarptırıldığını bilmediğimiz mahkumun, giyotin ile idama gitmeden önceki son günlerini okurken hiç bu kadar derinden etkileneceğimi düşünmedim. (Kitabın adı her ne kadar son gün olsa da aslında altı haftalık bir süreyi anlatıyor) Beni çok etkiledi; Victor Hugo'nun kalemine hayran olmamak imkansız. ''Suçu ne olursa olsun bir insan, yaşayan bir beden ölmeyi hak eder mi?'' sorusunu sorguluyor kitap.  Hem de ne sorgulama! İnsanın düşüncelerini değiştirebilecek kadar kuvvetli bir anlatıma sahip. Ölümün gerçekçiliğinin yanında, insanın hayatta kalma arzusunun ne kadar güçlü olduğunu hissettiriyor. Daha en başında, hakkındaki ceza kararı açıklanmadan önce kürek mahkumiyeti cezasına, ''Ölmek yüz kere daha iyidir!'' diyen kahramanımız, idam kararı verildikten sonra idam edileceği günü beklerken konulduğu  kasvetli ve soğuk hücresinde, yalnız başına kalıp düşüncelere dalar ve birden yaşama içgüdüsüne kapılıp, ''Kürek mahkumu olmak istiyorum. Beş ya da yirmi yıl, yahut omzumun kızgın demirler ile dağlayıp ömür boyu küreğe mahkum etsinler. Ama hayatımı bağışlasınlar! Bir kürek mahkumu yürür, gider gelir, güneşi görmeye devam eder.'' diyerek, aslına hayatta kalmanın her şey olduğunu ve tüm yaşamın da bu temele üzerine kurulduğunu çok açık bir şekilde gösteriyor bizlere. Tam da bu satırları okurken birden Suç ve Ceza'dan şu satırlar canlandı gözümde: Acaba nerede okumuştum diye düşünüyordu bir yandan da, ''İdam mahkumunun biri ölümünden bir saat önce, yüksek bir dağın tepesinde, ancak iki ayağının sığabileceği kadar daracık bir yerde yaşaması gerekse, çevresindeyse uçurumlar, okyanuslar, sonsuz karanlıklar, fırtınalar ve sonsuz bir yalnızlık olsa, yine de o bir avuç yerde ömrü boyunca, binlerce yıl, sonsuza dek yaşamanın, o anda ölmeye yeğleyeceğini söylermiş. Yeter ki yaşasın! Yalnızca yaşan! Aman Tanrım, bu nasıl bir gerçek böyle! Bu nasıl bir gerçek! İnsan ne kadar alçak yaratıkmış!''* Birbirini tamamlayan iki muhteşem paragraf. İnsanın her zaman elindekilerinin kıymetini kaybedince anlayacağının kesinkes kanıtı, bu kendi hayatı olsa bile!

Giyotin ile idamın tasviri
    Biraz da Victor Hugo'nun kaleminden bahsetmek istiyorum. Ben kalemine ve anlatım tarzına hayran kaldım. Bir de kitabın 26 yaşında yazdığı ilk romanı olduğunu öğrenince de neden bu kadar övgü aldığını daha iyi anladım. Bir kaç kitabını daha okuduktan sonra Victor Hugo'nın edebi değeri  benim için Dostoyevski'ninki kadar olacakmış gibi gözüküyor. Bir idam mahkumunun, bir suçlunun ölüme adım adım gidişini, onun yaşadığı travmayı ve ölüm psikolojisi bu kadar güzel anlatılabilirdi. Kısa, öz ve vurucu. Zaten bir yazar kurgu dahi olsa, yazdığın karakterin ruhsal durumunu ve hissettiği duyguları okuyucuya hissettirebiliyorsa bana göre edebi anlamda zirvededir. Hatta ve hatta bunu roman türüne dahil edilemeyecek kadar kısa bir kitapta yapıyorsa ne kadar üstün bir edebi zekaya sahip olduğunun da bir göstergesidir. Mahkumun hücreden duruşma salonuna gittiği basit bir olayı bile o kadar güzel tasvirler kullanarak anlatmış ki okumuyor, sanki yaşıyormuşum gibi hissettim. İnfazı mahkumla beraber bekledim, zamanı dakikaları, ne kadar ömrümün kaldığını saydım. Sayfalar ilerledikçe ölümün o soğuk nefesini ensemde hissettim. Onunla beraber ben de son ana kadar da yaşayabileceği umudunu yitirmedim. Belki dedim, bağışlanması için bir umut, hayatının güzelliğine sarılmak için, her gün görmekten usandığımız masmavi göğü görmesi için son bir umut. Bütün bu duyguların bu kadar derinden hissedilmesinin nedeni sanırım Victor Hugo'nun romantik akımın öncüsü oluşu.

    Benim kitap hakkında söyleyebileceklerim bu kadar. Tabii bir de çeviri var; ama söz konusu İş Bankası Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi olunca hiç bahsetme gereği bile duymadım. Çevirinin kalitesi çok iyi. Her şey iyi güzel ama, ''Peki kitabı tavsiye eder misin?'' diye sorarsanız eğer yazdıklarımdan ne kadar hayranlıkla okuduğum belli olsa bile ben şiddetli okunması gerektiğini söylerim. Zaten incecik; ancak kalınlığı anlam gücüyle ters orantılı bir kitap. Okuyun, okutun. Esen kalın. Keyifli okumalar. :)  

Dipnot: *Suç ve Ceza'yı okumayanlar için kitabın sonu ve içeriği ile alakası olmayan bir paragraftır, telaşa kapılmaya gerek yok. :)
Altını Çizdiklerim
  • “ Bir ölüm kararı soğuk ve yağmurlu bir kış gecesi, meşalelerin ışığında, kasvetli ve karanlık bir salondan başka bir yerde açıklanabilir miydi? Ağustos ayında, sabahın, böyle güzel bir günde bu iyi yürekli jüri üyelerinin böyle bir karar vermeleri imkansızdı! 
  • “ İdam Mahkumu! Tamam, neden olmasın? İnsanların içinde işe yarayan tek şeyin şu cümle olduğu bir kitap okuduğumu hatırlıyorum, insanların hepsi belli belirsiz bir süre için ertelenen ölüm cezasına mahkumdurlar. O halde durumumda nasıl bir değişiklik oldu ki? 
  • “ Aman Tanrım! Gün batmadan öleceğim doğru mu? İdam edilecek kişinin ben olduğum doğru mu? Dışarıdan gelen o boğuk çığlıklar, şimdiden rıhtımlarda neşeyle toplanan o insan kalabalığı, kışlalarda hazırlanan o jandarmalar, siyah cübbeli o rahip, elleri kanlı o adamlar, bütün bunlar benim için mi? Demek burada kımıldayan, soluk alan, tıpkı herhangi bir masa gibi bu masanın yanında oturan, belki de başka bir yerde olması gereken, dokunan hisseden ve giysilerinde hala kıvrımlar oluşan ben öleceğim! 
  • “ -Delikanlı mı? dedim, sizden daha yaşlıyım; her çeyrek saatte hayatımın bir yılı gidiyor. 

14 yorum:

  1. idam devlet eliyle işlenen bir cinayettir, her insan yaşamayı hak eder ta ki kendisi istemeyinceye dek.Kitap en azından idamın eleştirisi bakımından bile okunmalı o halde:) idam cezayla elde edilmek istenen hiçbir amaca hizmet etmez ıslah etmez , caydırmaz, suç bir sonuçtur, kişiyi öldürmekle bu sonuç örtbas edilmeye çalışılır ancak süreçteki çarpıklıklar giderilmedikçe sonuç hep aynı olacaktır, suçu toplum hazırlar ve bir kişi işler ve idam edilen tüm toplumun suçunu yüklenir ama bu toplumu temize çıkarmaz.suçlu idam edilmemelidir tam tersi her suçta payı olan toplum iyileştirilmelidir asıl bununla müeyyidelerin var oluş amacına ulaşılmış olur:) elinize sağlık yine güzel bir kitap ve güzel, keyifli bir inceleme :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz kitap kadar doyurucu. Sizin de elinize sağlık :) Söylediklerinize harfiyen katılıyorum. Suç işlenebilir, hatta suçu işleyen biri en acımaz, merhamet yoksunu bir kişi bile olabilir. Bu bireyin idamına karar vermek aslında ona ceza değil tamamen bir ödül bile olabilir. Suçsuz bir toplum için insanların en başında, daha aileden beri iyi eğitilmesi gerekiyor. Çoğu suç sebeplerine çocukluk dönemimde geçirilen psikolojik travmalar neden oluyor. Bu yüzden de dediğiniz gibi iş topluma düşüyor. Çok teşekkür ederim bu güzel yorum için :)

      Sil
  2. Bir kitap sever olarak kitap çekilişine katılmak istersen, http://www.bazenoyleolur.com/bazenoyleolurdan-kitapzen-com-sponsorlugunda-kitap-yagmuru.html :)

    YanıtlaSil
  3. " insanların hepsi belli belirsiz bir süre için ertelenen ölüm cezasına mahkumdurlar.".. Tek bir cümle insanın tüm hayatını gözden geçirmesine sebep olabiliyor muymuş ? Evet olabiliyormuş. Kesinlikle ve kesinlikle listeme ekliyorum en kısa zamanda ediniyorum.. Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu söz beni de çok derinden etkilemişti. Okumayı bırakıp düşünme ihtiyacı hissediyor insan. İyi ki paylaşmışım. Kitap incelemem ile birinin bu kitabı okumasına vesile oluyorsam ne mutlu bana. :) En kısa zamanda okuyun, hiç ertelemeyin. Şimdiden keyifli okumalar diliyorum. :)

      Sil
  4. çok geçmişte okudum , şimdi detay hiç yok ama kesinlikle etkileyici olduğunu hatırlıyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Detayları hafızanızda tekrardan anımsayabilmek için bir kez daha okuyabilirsiniz. Gerçekten de etkileyici bir kitaptı. :)

      Sil
    2. evet bir kere daha okumakta fayda olduğunu düşünmedim değil , zaten klasikler değişik yaşlarda da okunmalı diye düşünürüm , aklımda olsun bu da :)Teşekkür ederim

      Sil
    3. Kesinlikle katılıyorum. Her yaşta edinilen hayat tecrübesi farklı oluyor. Bu da kitabın daha farklı yönlerini görmemizi sağlıyor. :) Asıl ben teşekkür ediyorum. Keyifli okumalar. :)

      Sil
  5. Merhabalar blogunuzu blog keşif etkinliği sayesinde keşfettim ve takibe aldım :) Çok güzel bir etkinlik oldu gerçekten bu sayede bir çok blogu keşfetmiş oluyoruz :) Çok güzel bir blogunuz var . bana da beklerim :))))
    http://tasarimkaravani.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar :)
      Etkinliğe iyi ki katılmışım diyorum. Yeni misafirlerimi görmek çok mutlu ediyor. Hemen blogunza geliyorum. :)

      Sil
  6. Merhabalar :)
    Blogunuzu keşif etkinliği sayesinde keşfettim. Ben de henüz yeniyim ama ilginizi çekerse beklerim sizi de yorumlarınız benim için önemli :)
    Sevgiler..
    http://somurtkansirine.blogspot.com/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar :)
      Hemen geliyorum. Çok verimli bir etkinlik oldu. :)

      Sil

...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...