16 Nisan 2014 Çarşamba

Zorba - Nikos Kazancakis

Zorba
Nikos KAZANCAKİS
Can Yayınları
Çeviren: Ahmet ANGIN
348 Sayfa
Puanım: ★★★★
    
   Kitap okumayı gerçekten seviyorum. Sevmeme neden olan en büyük düşünce: Kitap okuyan insanlar tek bir hayat yaşamazlar,  kendi hayatlarını okudukları kitaplardaki hayatlarla dallandırlar. Ben bu düşünceye yürekten inanıyorum; çünkü belkide gidip göremeyeceğimi yerleri, yaşayamayacağım zamanları yaşıyorum. Evet, işte ben bu kitapla çok uzağa değil, komşumuz Yunanistan'ın Girit adasına yolculuk yaptım. 

   İlk defa Yunan Edebiyatı'ndan bir eser okudum. Zorba, Nikos Kazancakis'in olgunluk eseri ve yazar bir oyla Nobel Ödülü'nü Albert Camus'a kaptırmış. Biz öğrencilerin baş belası vizeler yüzünden kitabı okumam epeyce zaman aldı. Kitabı uzun sürede okumayı hiç sevmiyorum, özellikle araya başka şeyler girince kitaptan aldığım zevki azaltıyor. Kitap hakkındaki düşüncelerime gelecek olursak eğer kitap aslında felsefi bir kitap. İçinde pek çok beylik cümle var. Yazar, Aleksi Zorba karakterinin hayat görüşlerini biz okuyucuya aktarıyor. Zorba eşine az rastlanır bir karakter. Çapkın, hayat dolu ve insana yaşam sevinci veren bir kişiliğe sahip. Hiçbir şeyden korkusu yok. Zorba, ne iyilik için seviniyor ne de kötülük için üzülüyor. İyi ya da kötü yaptığı her şeyi bilen ama umursamayan bir karakter. Benim ise en sevdiğim özelliği ise ufak şeylerden mutlu olabilmesi. İnsan elindekiler ile yetinmeyi bilip onlara değer vermeli, bazen gerçekten her şey için çok geç olabiliyor. Günlük hayatta boş işlerle, sadece dünyevi çıkarlar için uğraşıp duruyoruz ve bize verilmiş en güzel hediye olan "zaman" kavramını adeta savuruyoruz hiç düşünmeden. Şu gerçeği hep gözardı ediyoruz: Ölüm gerçeğini. Sanki ölmeyecekmişiz gibi yaşıyoruz. Özgür değiliz. 

   Not olarak şundan da bahsetmek istiyorum.  Kitapta dikkatimi  aslında bir olay biraz daha fazla çekti. Ölüm döşeğindeki bir köylünün kimi kimsesi yok diye daha canını vermeden eşyalarının yağmalanmaya başlanmasını çok garipsedim. Ölüm gibi bir gerçek insanoğlunun gözünün önüne serilmişken insanların bu gerçeği göz ardı edip dünyevi işlere hâlâ sıkı sıkıya tutunması ne büyük bir ironi!

 Kitapta tek sevmediğim yer, dul muhabbetinin birazcık fazla geçmesiydi. Ayrıca okuyacaklara büyük bir olay beklentisine girmeden, sadece kitabın ardında yatan düşüncelere kendilerini vermesini tavsiye ederim. Son olarak çeviriye de değinmek istiyorum. Can Yayınlarının kalitesi tartışılmaz, çeviri kalitesi mükemmel. (Fiyatları tuzlu olsa da.)
 Nikos Kazancakis'in Kandiye'deki mezarı

Nikos Kazancakis'in mezarında adeta Zorba'nın ağzından dökülmüş gibi şu sözler yazar:
"Hiçbir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum, özgürüm."
Altını Çizdiklerim
  • "Bu dünyada her şeyin gizli bir anlamı var diye düşündüm. Her şey, insanlar, hayvanlar, ağaçlar ve yıldızlar hiyerogliftir. Onları heceleyip ne dediklerini anlayacak kişiye ne mutlu. Onlara baktığında bir şey anlamazsın; onların gerçek insan. hayvan, ağaç, yıldız olduklarını sanırsın; ancak ilerde, yıllarca sonra anlayacaksın!...
  • "İnsan canavardır! diye bağırdı ve sopasını şiddetle yere vurdu. Büyük canavar! Zatın bunu bilmiyor. Bütün işlerin yolunda gitmiş, ama bir de bana sor. Canavar, diyorum sana! Ona kötülük mü ettin? Senden çekinir ve titrer. İyilik mi ettin? Gözlerini oyar...
  • "Mutluydum; biliyordum bunu. Bir mutluluğu yaşarken onu kavramamız zordur; ancak o geçip de arkamıza baktığımız zaman, birdenbire biraz da hayranlıkla, ne kadar mutlu olduğumuzu anlarız." 
  • "Hey zavallı hey! Hepimiz kardeşiz be... Hepimiz kurtların yiyeceği etiz..."
  • ''Dünyayı bugünkü durumuna getiren nedir, bilir misin? Yarım işler, yarım konuşmalar, yarım günahlar, yarım iyiliklerdir. Sonuna kadar git be insan!...''
  • "Komşumuz Hüseyin Ağa çok yoksuldu, hanımı, çocukları da yoktu. Akşam eve geldi mi, avluda diğer ihtiyarlarla oturur, çorap örerdi. Ermiş bir adamdı Hüseyin Ağa. Bir gün beni dizlerine aldı; hayır duası eder gibi elini başıma koydu; 'Aleksi' dedi, 'Bak sana bir şey söyleyeceğim, küçük olduğun için anlamayacaksın, büyüyünce anlarsın. Dinle oğlum, Tanrı'yı yedi kat gökler ve yedi kat yerler almaz; ama insanın kalbi alır, onun için aklını başına topla Aleksi, hiçbir zaman insan yüreğini yaralama."

4 yorum:

  1. elinize sağlık,çok güzel bir yazı olmuş.Zorba gibi özgür olmak için zorbayı okuyacağım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. :) Mutlaka okuyun.

      Sil
  2. Zorba annemin kitaplığında bulduğum, okumak için Kış Ayları Okuma Şenliği'ne dahil ettiğim ancak bir türlü başlamaya fırsat bulamadığım bir kitap. Nedendir bilmiyorum zamanı değilmiş gibi geliyor henüz. Ama yorumunu okuduktan sonra okuma listemde üst sıralara çıkarmam gerektiğini anladım. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç düşünmeden başlayın derim. Hayat görüşü olarak insana bir şeyler katıyor; ama dediğim gibi kurgu ve heyecan beklemekten ziyade kitabın düşüncelerine bakılması gerek. Ben teşekkür ederim kitap hakkında düşüncelerimi okumaya zaman ayırdığınız için. :)

      Sil

...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...